Dünya batıdan doğuya dönmeye başladı: ABD Çin’i taklit etmek zorunda

Küresel ekonomide işler tersine dönmeye başladı. Batı’yı kopyaladığı ve liberal olmadığı için eleştirilen Çin için artık birçok ekonomist, ABD’li think thank ve siyasetçi tarafından ‘taklit edilmesi gereken bir model olarak gösteriliyor. ABD’nin küresel ekonomide liderliğini koruması için Çin’i örnek alması gerektiği yazılmaya başlandı


ABD Çin’i taklit etmek zorunda

Dünyanın 1980’li yıllardan bu yana büyüme motoru olan Çin ekonomisi hakkında en çok bilinen klişelerden biri ‘teknolojiyi kopyalıyorlardır’. Bu klişe dışında yine en çok söylenen sözlerden biri de ‘devlet kontrollü bir piyasa ekonomisi’ olmasıdır. Bu iki bakış açısı da Çin için yıllardır dile getiriliyor ve ardından da bu sistemin yürümeyeceği iddia ediliyor. Serbest piyasa ve teknolojiyi geliştirme övgüleri yapılıyor.

Ancak galiba işler terse dönmeye başladı. Son dönemde yapılan araştırmalarda ve yazılan bilimsel makalelerde artık Çin’in teknolojide öne geçtiğini aynı zamanda ABD’nin de Çin’in sistemini ancak kopyalayarak dünya liderliğini sürdürebileceğinden bahsediliyor. Bir çok think-thank, ekonomist ve siyasetçi de aynı tezi savunuyor. Üstelik Batı basınında da Bloomberg ve benzeri ajanslar da bu argümanlara yer vermeye başladı.

AR-GE’DE MAKAS DARALDI

Peki Batı’yı taklit etmekle eleştirilen Çin nasıl oldu da taklit edilmesi gereken bir ülke haline geldi. Bu değişimin en önemli ayaklarından biri teknoloji firmalarının Çin’de üretimi ve aynı zamanda Çinli firmaları tedarikçi olarak seçmeleri. Çin, 30 yıllık bu dönemde artık öyle hamleler attı ki elindeki teknolojiyi bir adım öteye taşıdı. Bunda Ar-Ge harcamalarının payı büyük. Küresel Ar-Ge harcamaları 2017’de rekor kırarak 1.7 trilyon doları buldu. Bu harcamanın içinde Çin’in payı 370 milyar dolardı. Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 2’si düzeyinde. 1 milyon kişiye düşen araştırma personeli sayısı ise 1.096’ya kadar çıktı. ABD ise 476 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. ABD GSYİH’sının yüzde 2.7’sine tekabül eden bu rakam da bir kez daha gösteriyor ki iki ülke arasında makas daralıyor.

ABD DE ÖZEL SEKTÖRE MÜDAHALE EDİYOR

Ar-Ge harcamaları kadar önemli olan bir diğer gelişme de teknoloji sektöründe stratejik firmaların ne kadar önemli olduğu ve devletin bir şekilde bu firmalar ile irtibat halinde olmasının gerekliliği. Üretilen teknolojilerin niteliği o kadar önemli ki serbest piyasa diyerek tamamen ‘serbest’ bırakılamayacak bir niteliğe büründüler. Drone üreten ya da akıllı telefon üreten firmaların savunmadan iletişime ve hatta istihbarata kadar geniş bir yelpazede ülkelerin dış politikalarına etkileri yadsınamaz düzeyde. Çin’in sosyal medyadan arama motoruna ödeme sistemi şirketlerinden e-ticaret firmalarına kadar her alanda şirketlere uyguladığı ‘devlet kontrollü serbest piyasa’ anlayışı gelişip ABD’ye örnek olacak pozisyona gelmesini sağladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Apple’ı ülkeye çağırması, Huawei ürünlerine yasak getirmesi, bazı ileri teknolojik ürünlerin Çin’e satışını yasaklaması da aslında bu ‘devlet kontrolü’ sisteminin ne kadar önemli hale geldiğini anlatıyor.

Ancak Çin sadece firmaları kontrol etmekle kalmadı bir de destek oldu. Teşvikler aslında yıllardır ekonomistlerin karşı çıktığı bir konu. Çin’in yatırım teşvikinden, vergi teşvikine kadar özellikle katma değerli üretim yapan firmaları koruma ve cesaretlendirme politikası eleştirildi. Ancak son dönemde ABD’nin de çok geniş kapsamlı teşvikler verdiği görülüyor.

ÇİN YAPARKEN ABD İZLİYOR

Çin’in olup da ABD’nin hiçbir planı olmayan alanların sayısı da az değil. Örneğin Çin’in iki yıl içinde ülke genelinde akıllı bir elektrik şebekesi kurma hedefi var. Bunun dışında yine Çin’de 1000 adet şehir akıllı şehir konusunda pilot olarak geliştirilecek. ABD’nin akıllı şehirler konusundaki yatırımı ise sadece 160 milyon dolar. Bir diğer önemli konu da 5G. ABD’nin 5G konusunda elle tutulur bir başarısı yokken Çin milyonlarca insana 5G altyapısı sundu ve ameliyat bile yaptı bu teknolojiyle. Dijital kimlik, ödeme sistemlerindeki hızlı gelişim de Çin’in çok gerisinde.

TEKNOLOJİDE 2025 HEDEFİ %70 BAĞIMSIZLIK

Yarı iletkenler konusunda dünyada tüketimin yüzde 60’ını tek başına yapan Çin, üretimin ise yüzde 13’ünü yapıyordu. Ticaret savaşında konan yasak sonrasında Çin devleti bizzat fonlama ile yarı iletken üretimi ile kendi kendine yetmeyi planlıyor. 2025 yılına kadar Çin, yüksek teknolojili endüstrilerde yüzde 70 oranında kendi kendine yeterliliği elde etmeyi planlıyor.

YAZAR: Alper Kaya

Galatasaray Üniversitesi Fransızca Fakültesi bölümünden mezun olduktan sonra birçok ulusal şirkette görev yapan Alper Kaya, 33 yaşında ve 2 çocuk babasıdır. Çin gündemi ile yakından ilgileniyor.

Ayrıca Kontrol Et

Ticaret savaşı ateşkesi bugün resmen başlıyor

ABD ile Çin arasındaki ticaret anlaşmasının ilk bölümü bugün itibarıyla başlıyor. Çin’in ABD’den günde 400 bin varil ham petrol alması bekleniyor. 2021’e kadar da toplamda 52.4 milyar dolarlık alım yapılacak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir