Çin – Japonya: Bitmeyen kavga

İkinci Dünya Savaşı’ndaki yüz kızartıcı günlerden beri Çin ile Japonya arasında gerginlik devam ediyor. ABD baskısı ile silahsızlanma yaşayan Japonya yeniden silahlanmaya başladı


Etki alanını hızla genişletmek için yoğun bir mesai harcayan Çin’i dünya siyaseti açısından zorlayacak meseleler neler?  Pekin yönetimi yakın gelecekte önüne daha ciddi bir şekilde çıkması kaçınılmaz olan bu konularla nasıl baş edecek? Bu analizimizde Çin dış politikasındaki sorunlu konuları ele alacağız. Bu analizimizde Çin ile Japonya ilişkilerine odaklanacağız; 

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin ile üçüncü en büyük ekonomisi olan Japonya ilişkilerinde tansiyon yakın tarihten bu yana yüksek. 126 milyon nüfuslu Japonya bu ekonomik başarısını İkinci Dünya Savaşı’ndaki büyük bir yıkımın ardından gerçekleştirdi. Diğer taraftan Çin’in ekonomik gücü ortada. Son yıllarda Çin’in karşısında Japonya da askeri alanda yeniden güçlenmeye başladı. Asya’nın iki ekonomik gücünün yaşadığı her problemde ABD’nin de devrede olduğunu unutmamak gerekiyor. 

JAPONYA SİLAHLANMAYA BAŞLADI

Tarihi geri saralım ve İkinci Dünya Savaşı’nın bitişine bir bakalım. 1946’da ABD’nin dayatması ile Japonya silahsızlanma sürecine girmişti. Bu doğrultuda Japonya Anayasası’na bir madde eklendi. 9’uncu maddeye göre Japonya’nın ancak bir öz savunma gücü oluşturmasına olanak verildi. Washington yönetimi, Japonya’nın Asya – Pasifik bölgesinde kendisine rakip olmasını istemiyordu. 1967’den itibaren Japonya öz savunma gücünde değişiklik göstermeye başladı. Bu aşamada ABD’ye dönemin komünist ülkeleri ile silah ticareti yapmama sözü verdiler.  2004 yılında ise Japonya daha ileriye gitme kararı aldı. Yeniden konvansiyonel güç olmaya doğru ilerlemeye başladılar. Tokyo yönetimi buna gerekçe olarak Çin’den yükselen tehditleri gösterdi. Çok geçmeden ABD ile Japonya, askeri teknoloji transferi, balistik füzeler ve füze savunma sistemleri konularında ortak araştırmalar yapma kararı aldılar. 

ABD OLMADAN KARAR ALMA 

Temmuz 2014’ten itibaren artık Japonya, ABD’den Patriot Advanced Capability-2 gibi savunma sistemlerinin yanı sıra diğer ABD müttefiklerinden denizaltı gibi silahlar alır hale geldi. 18 Aralık 2018 tarihinde Japonya, Çin’e karşı özellikle Doğu Çin Denizi üzerindeki caydırıcılığını artırmak için tamamen ABD’de dayanmayan bir askeri güçlenme stratejine başladı. Shinzo Abe başbakanlığındaki Japonya, Asya – Pasifik’te ortaya çıkacak herhangi bir ciddi Çin krizine, ABD’yi beklemek zorunda kalmadan adım atmak istiyor da denilebilir.

Japonya ticari olarak da kendini garanti almak için 2018 yılında Avrupa Birliği ile dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşmasını imzaladı.  Anlaşma, dünya ticaretinin üçte birini oluşturan 650 milyon kişi için serbest ticaret alanı yaratacak. 

YAKINLAŞMA SÜRECİNE GEÇİŞ

Japonya’nın ABD’den askeri ve ticari olarak bağımsız hareket etmek için attığı somut adımlar aslında yeni bir sayfayı da açtı. Yıllardır askeri olarak çekişme içinde olan ve halihazırda hala önlerinde çok sayıda anlaşmazlık bulunan Pekin ile Tokyo yönetimi yakınlaşmaya başladı. Çin de şimdilik İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın kendi topraklarını işgal ettiğini bir kenara bırakmış gözüküyor. İki ülke bir yandan ekonomik ilişkilerini güçlendirmek için adımlar atarken diğer taraftan özellikle Kuzey Kore meselesine karşı ortak bir strateji geliştirmeyi hedefliyor. Japonya Başbakanı Shinzo Abe, 26 Ekim 2018’de Pekin’e yaptığı ziyarette son gelişmeleri “Rekabetten birlikte yaşama sürecine geçtik. Japonya ve Çin’in karşılıklı ilişkileri yeni bir aşamaya geldi” şeklinde özetledi.

GÜNÜMÜZÜN PROBLEMİ 

Bu yakınlaşma süreci başladığından bu yana Çin ve Japonya’dan Doğu Çin Denizi’ndeki krizler hakkında herhangi bir açıklama gelmedi. Japonya bölgedeki Senkaku Adaları’nı kontrol ediyor. Ancak Çin de yaşam olmayan ve Diaoyu dedikleri bu adalarda hak iddia ediyor. Söz konusu bölge hem gemi güzergahları açısından hem de doğalgaz ve petrol gibi kaynaklarından dolayı kritik bir önemde. 

Japon haber ajansı Kyodo’da yer alan habere göre, Savunma Bakanı Takeşi Ivaya, Japonya’nın Çin ile egemenlik tartışmalarına konu olan takımadaların bulunduğu Doğu Çin Denizi ve Batı Pasifik bölgesindeki iki adaya bir kara kuvveti birliği ve bir gemisavar füze bataryası konuşlandırdığını duyurdu

GEÇMİŞİN KARA LEKESİ 

Aslında Çin ile Japonya’nın ikili ilişkilerini 1972’den bu yana “gerginlik temelinde anlaşma çabaları” şeklinde özetleyebiliriz. İki ülke arasında en büyük derin yaraların başında ise Çin’in Nanking kenti geliyor. Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı öncesinde 1937’de işgal ettiği kentte 300 binden fazla kişiyi öldürdüğü ve Japon askerlerinin 20 binden fazla kadına tecavüz ettiği biliniyor. 

YAZAR: Eren Yılmaz

Eren Yılmaz, Uluslararası İlişkiler eğitiminin ardından 8 yıl boyunca çeşitli ulusal gazetelerde Dış Haberler Muhabirliği ve Editörlüğü yaptı. 2 yıl da internet sektöründe çalıştı.

Ayrıca Kontrol Et

Hindistan ve Çin’in Maldivler savaşı

Çin ve Hindistan arasında sular durulmuş gibi gözükse de çekişme derinden devam ediyor. Hint Okyanusu’ndaki turkuaz deniziyle bilinen Maldivler üzerinde güç savaşı başladı. Hindistan, Maldivlere 100 milyon doları hibe olmak üzere 500 milyon dolarlık yatırım yapacak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir