Ekonomik reformların arkasındaki isim: Deng Xiaoping

Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 70’inci yılı. Çin’i ABD’nin ardından dünyanın en büyük ikinci ekonomisine dönüştüren reformların mimarı ise Deng Xiaoping…


Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1 Ekim 1949 tarihinde Mao Zedong tarafından kuruluşunun ilan edilmesinin üzerinden 70 yıl geçti. Çin Komünist Partisi liderliğindeki ülke özellikle son 40 yıl içinde adeta ‘dünyanın atölyesi’ne dönüştü. Yapılan ekonomik reformlar sayesinde Çin bugün ABD’nin arkasından dünyanın en güçlü ikinci ekonomisine sahip ülke konumuna yükseldi. Birçok analize göre Çin hükümeti önümüzdeki 10 yıl içinde ABD’yi geçerek dünyanın yeni ekonomik süper gücü olacak. Çin’deki bu büyük dönüşümün arkasındaki isim olarak ise Deng Xiaoping görülüyor.

TEK PARTİ DEĞİŞMEYECEK

Çin’in reformist lideri Deng Xiaoping hakkında detaylara geçmeden önce ülkenin mevcut lideri Xi Jinping’in çizdiği iki önemli kırmızı çizgiyi de hatırlamakta fayda var. Ülkesinde belirli aralıklarla ekonomi alanında reformlar açıklayan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, “Çin’deki tek parti sisteminin hiçbir zaman değişmeyeceğine” ve “Ülkesinin hiçbir dış güçten hiçbir zaman emir almayacağına” vurgu yapıyor. Aslında bu doktrin 1949’dan bu yana Çin Komünist Partisi içinde taviz verilmeden uygulanıyor. Gelelim Deng Xiaoping hakkındaki bilgilere.

İKTİDARI KANSIZ ELE GEÇİRDİ

Deng Xiaoping, Mao Zedong’un 4 Eskilere savaş ünlü Kültürel Devrimi sırasında gözden düşmüştü. Kültürel Devrimi de kısaca hatırlamak gerekirse; Devrim kapsamında 4 Eskiler; eski düşünce, eski gelenek, eski kültür, eski alışkanlıklara, yıkılmak istendi.  Ancak kaos yaşandı ve 2 milyon kişi öldü.  1976 yılında Mao Zedong’un ölümünün ardından ise halef olarak görülen Hua Guofeng ile Deng Xiaoping arasında bir güç mücadelesi yaşandı. “Dışa açılım ve ekonomi reformlar” gibi söylemleriyle ön plana çıkan Deng Xiaoping kansız bir mücadelenin ardından gücü eline aldı. Böylece 1978 yılından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti için yeni bir dönem başladı: Devlet kontrollü kapitalizm, yabancı yatırımcıya izin, serbest ticaret ekonomisi, köylülere topraklarını ekme hakkı…

170 KAT BÜYÜME

Deng Xiaoping dönemiyle birlikte Çin’deki dönüşümü daha iyi anlamak için biraz da rakamlara bakalım. 1952 yılında Çin’de gayri safi yurtiçi hasıla 54 dolarken, aynı dönemde ABD’deki gayri safi yurtiçi hasıla 2 bin 349 dolardı. Bir diğer önemli veri de 70 yılda yaşanan gelişmelerde saklı: 1949 – 2019 arasında Çin’de 850 milyondan fazla insanın yoksulluktan kurtuldu. Ya da Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılası 70 yılda 170 kattan fazla arttı.

London School of Economics’in (LSE) verileri de Çin’in ekonomik deve dönüşüm sürecini çok iyi özetliyor;

1978′: Çin’in ihracatı 10 milyar dolar. Bu o dönemki dünya ticareti içinde yüzde 1’lik bir pay demekti.
1985: Çin’in ihracatı 25 milyar dolara ulaştı.
2005: Çin’in ihracatı 4,3 trilyon dolara ulaştı. Böylece Çin ardından dünyanın en büyük ticaret ortağı oldu.

Dünya Bankası, Pekin hükümetinin ekonomik başarısı hakkında “1970’lerin sonlarından itibaren tarihteki en büyük ekonomik mucizeye yaşandı” tanımlamasını yaptı.

KASABALAR MEGAŞEHİRLERE DÖNÜŞTÜ

1978 yılının sonunda düzenlenen Çin Komünist Partisi 11. Kongresi Üçüncü Genel Toplantısı, Çin Halk Cumhuriyeti’nin tarihinde derin önem taşıyan bir dönüm noktası oldu. Deng Xiaoping’in reform politikaları benimsendi ve Pekin artık merkeziyetçi siyasetten daha pazara dayılı bir politika izlemeye yöneldi. ‘Reformların babası’ olarak kabul edilen Deng Xiaoping hiçbir zaman Çin Komünist Partisi’nin başına geçemediği için ülkesinin resmi lideri olamadı. Ancak 1978 – 1992 arasında de facto lider olarak kabul edilen Deng Xiaoping yönetiminin başlattığı reformlar kapsamında Çin ile ABD arasında 1979 yılında diplomatik ilişkiler kuruldu. Dolayısıyla Deng Xiaoping ekonomi alanındaki dönüşümü diplomasiye de taşıdı ve modern Çin tarihinde ABD’ye giden ilk Çin lideri oldu. Aynı dönemlerde yabancı yatırımcıların da ülkeye girişlerine izin verilmeye başlandı.

Deng Xiaoping’in odaklandığı bir diğer nokta da özellikle denize kıyısı olan kasabalar ile köyler oldu. Çin’in Hong Kong sınırındaki Shenzhen kenti dönüşümün en iyi örneklerinden biri. 40 yıl önce kendi halinde bir balıkçı kasabası olan Shenzhen, girişimcilere özel bir kent haline dönüştürülmeye başlandıktan sonra günümüzde nüfusu 10 milyonu geçen bir megakente dönüştü. 1984 yılında Shenzhen’e giden Deng Xiaoping şu notu düştü: “Shenzhen’in dönüşümü özel ticaret bölgelerinin kurulmasının doğru bir politika olduğunu kanıtlıyor…”

Pekin hükümeti aslında Deng Xiaoping’in reformları devam ettiriyor. 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne katılan Çin’in ekonomisi iyice ivme kazandı. Uzmanlar, Mevcut lider Xi Jinping’in Deng Xiaoping’in izlediği politikaya benzer bir yolu takip ettiğini söylüyor. Xi Jinping’in de özel ticaret bölgelerine çok önem verdiği biliniyor. Çin basını da Deng Xiaoping ile Xi Jinping’i sık sık birbirine benzetiyor.

FRANSA’DA EĞİTİM GÖRDÜ

Sichuan eyaletinde 22 Ağustos 1904 tarihinde dünyaya gelen Deng Xiaoping, kısmen zengin bir ailenin oğluydu. 16 yaşında eğitim için Fransa’ya giden Deng Xiaoping, 1924 yılında Çin Komünist Partisi’ne üye olmuştu.

Çin basınında yayınlanan biyografisine göre Deng Xiaoping, Mao Zedong’un Ekim 1934-Ekim 1935 arasında gerçekleştirdiği Uzun Yürüyüş’e, Japonya’ya karşı savaşta ve milliyetçilere karşı yaşanan iç savaşta cephede yer aldı.

Mao Zedong liderliğinde 1930’larda başlatılan komünist devrim hareketinde kritik bir role yükseldi. Ancak ekonomik reform konusunda Mao Zedong ile Deng Xiaoping arasından farklılıklar kısa sürede ortaya çıktı. Çok geçmeden 1966’da başlatılan Kültürel Devrim boyunca Deng Xiaoping ‘ideolojik düşman’ kategorisine girdi.

1973 yılında ise Çin ekonomisi çökme noktasına geldiğinde Zhou Enlai, Deng Xiaoping’i geri çağırdı.

Nisan 1974 yani Çin Halk Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler’de resmen tanındığı toplantıya da ülkesini temsilen Deng Xiaoping katıldı.

1984 yılında ise Deng Xiaoping, Birleşik Krallık ile yaptığı görüşmeler sonrasında Hong Kong’un İngiltere’den Çin’e “kira sözleşmesi” ile geri iadesi anlaşmasına vardı. Bunun neticesinde Hong Kong’un yönetimi 1997 yılında İngiltere’den Çin’e geçti.

1989’da ekonomik büyüme beklenmedik olayları beraberinde getirdi. Demokrasi yanlısı sokak olayları çığ gibi büyüyordu. Neticesinde Tiananmen Meydanı’ndaki kanlı müdahale yaşandı.

Ülkesini de facto olarak yaklaşık 20 yıl yöneten Deng Xiaoping, 19 Şubat 1997 tarihinde 92 yaşındayken yaşamını yitirdi.

 

 

YAZAR: Caner Yılmaz

Türkiye'nin en saygın medya kuruluşlarında 2001 yılından bu yana çeşitli görevlerde bulunan Caner Yılmaz, ekonomi ve finans başta olmak üzere bir çok konuda uzmanlaşmıştır.

Ayrıca Kontrol Et

Çin virüsü yendi ama ilk ayları kaybetti

Dünyanın en büyük ekonomisi olma yolunda ilerleyen Çin, 2020 yılına virüsle başladı. Etkileri azalsa da ilk çeyrek ekonomide kalıcı hasar bıraktı. Sanayi üretimi ilk iki ayda yüzde 13.5 düştü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir